Son günlerde Elazığ, Malatya, Manisa ve Marmaris’te art arda gelişen depremler Türkiye gündemindeki yerini korumaya devam ediyor.

Son olarak Manisa’da 5.1 ve Marmaris’te 5.1 şiddetinde ölçülen depremler vatandaşları oldukça tedirgin etti. İki bölgede de gerçekleşen depremler, Aydın’da da çok şiddetli bir biçimde hissedildi. 24 Ocak tarihinde Elazığ şehrinde gerçekleşen 6.7 büyüklüğündeki depremin etkileri hala sürerken, iki gün içerisinde peş peşe gerçekleşen Manisa ve Marmaris depremleri vatandaşların korkularını arttırdı.

Efeler sakinleri, olası büyük bir deprem için Aydın’ın yeteri kadar hazırlıklı olmadığı görüşünde. 5.1 şiddetinde gerçekleşen Manisa depremini anında hissetmediğini ifade eden Vedat Toprak, kentsel dönüşümlerin hakkıyla yapılması halinde depremin yıkıcı sonuçlarının önüne geçilebileceğini dile getirdi. Vedat Toprak, “Yakın zamanda oluşan depremleri hissedemedim ama hissedenlerden duyduğum kadarıyla çok korkutucu bir şekilde oluşmuş. Bu bir doğal afet sonuçta, yapılabilecek çok fazla bir şey yok. Yapmamız gereken tek şey binalarımızı sağlam yapmak. Deprem riski bulunan alanlara bina inşası yapmayarak, can kayıplarının önüne geçilebilir. Tabi 20-30 sene olacak bir şey. Çünkü yıkılan binaların çoğu 20-30 senelik binalardır. Son 20 yılda ülkemizde yapılan binaların çoğu 6-7 büyüklüğündeki depremlere dayanıklı olabileceğini düşündüğüm binalardır. Ama daha eski dönemlerde yapılan binalar problemli binalar. Bu binalar kentsel dönüşüm ile birlikte zamanla yenilecektir. Aydın’da kentsel dönüşüm yapıyoruz işte! Bakın bulvardayız, bulvardaki en yeni bina en az 20 yıllıktır. Daha fazla olan birçok bina var. Kentsel Dönüşüm diye meydanlarda bağıran insanlar, gidiyorlar Orta Mahalle’ye 1 katlı binayı yıkıp üstüne 5 katlı binalar dikiyorlar ve buralardan rant elde ediyorlar. Aydın’da kentsel dönüşüm yapıyoruz yani! Bakın binalarımızın cephelerini boyuyoruz. Binalarımıza alçı giydirmeler yapıyoruz. Görünümünü düzeltiyoruz. 15 senedir Aydın’da kentsel dönüşüm yapıyoruz biz! Gölcük Depremi’ni hatırlayalım, devlet 3 gün sonra deprem alanına gitmişti. Son yaşanan Elazığ depreminde 3-4 saat içinde enkaz altındaki vatandaşlara ulaşıldı. İnsanlarımızın depremin nereden geldiği hakkında bilinçlenmesi lazım ona göre hareket etmesi lazım. Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin” dedi.


“Memleketin gerçeği”


Depreme yönelik hazırlıkların yeterince sağlıklı yapılmadığını dile getiren işletmeci Asım Özkara, Adnan Menderes Bulvarı’nın bu açıdan çok tehlikeli olduğunu belirtti. Asım Özkara, “Manisa’da yaşanan depremleri çok yakından hissettim. Aklıma ilk olarak kelime-i şahadet getirmek geldi. Normal olarak korktum. Deprem felaketlerin en büyüğüdür. Ben yaşanan can kayıplarını kader olarak yorumluyorum. ‘Deprem öldürmez, bina öldürür’ tespiti çok doğru tespit. Depreme yönelik hazırlıklar çok sağlıklı uygulanmıyor, tabi bu da memleketin bir gerçeği. Gereken önlemler alınmıyor. Örneğin Adnan Menderes Bulvarı, kentsel dönüşüm için çok geç kalındı. 75 yıllık, 80 yıllık binaları var. Allah herkesin yardımcısı olsun” ifadelerini kullandı.


“Aydın depreme hazır değil”


Manisa merkezli depremlerin kendisini oldukça korkuttuğunu belirten Ahmet Özyılmaz, önlemlerin deprem olduktan sonra değil deprem olmadan önce alınması gerektiğini ifade ederek aşı benzetmesi yaptı. Özyılmaz, “Manisa’da gerçekleşen depremin ikisini de çok fazla hissettim. Depremi yaşadığım anda aklıma gelen ilk şey canımı kurtarmaktı. Deprem anında güvenli sayılabilecek bir yere saklanmak istedim. Ama bu saniyelik bir şey. Gündemde depremlerin devam edeceği iddiası fazlasıyla dolaşmakta. Evlerin daha korunaklı olması ve daha sağlam temelli zeminlerin üstüne inşa edilmesi gerekir. İşte o zaman depremleri minimum hasarla atlatabiliriz. Deprem insanı öldürmez, insanı öldüren şey depreme hazırlıksızlık ve deprem anındaki paniktir. Deprem başladığı anda insanlar 2.-3. kattan aşağıya atlıyor. Bu da ölüme veya sakatlığa yol açıyor. Bir de şu var, bu bölgedeki binalar 1978, 1980, 1983 yapımı. Kentsel dönüşümden bahsediyorlar ama burada yeteri kadar yapılmadı. İnsanlarımız deprem olduktan sonra depreme önlem almaya çalışıyorlar. Burada deprem önlem alınması gereken bir afet olmaktan çıkıp, uyarıcı görevi görüyor. Bu, hastalıktan tedavisizlikten ölen birisinin arkasından ‘keşke ölmeseydi’ demeye benziyor. Deprem olmadan binalara bakım yapılmalı, tıpkı bir aşı gibi. Biz hep evlerin içerisini güzelleştiriyoruz ama dışını veya temelini düşünmüyoruz. Fay hattının geçmediği bölgelere yerleşim yerleri yapılması gerekiyor. ‘Deprem buraya uğramaz’ diyerek evinde deprem çantası bulundurmayan kişilerden biriyim” dedi.

Haber: Fatih Baştürk Dal