Aydın’ın Çeştepe Mahallesi birçok kültüre ev sahipliği yapıyor. Ağırlıklı olarak Makedonlar’ın, Çerkezler’in, Aleviler ve Kürtlerin yaşadığı mahallede insanlar farklılıklarını zenginlik olarak görüyor. Geldikleri yerler, dilleri, yemekleri, türküleri farklı olsa da kültürlerini ortak bir zeminde (Çeştepe) buluşmanın keyfini yaşıyor.

Aydın’ın Efeler İlçesine bağlı Çeştepe Mahallesi kozmopolit yapısıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Çeştepe Mahallesi’ne ilk olarak Çarlık Rusya’sının baskısından kaçan Çerkezler göç etmiş. Çerkezleri, Mübadele ve Başbakan Adnan Menderes zamanındaki Makedon göçleri izlemiş. 1938 ve 1950’lere gelindiğinde ise mahalle Kürtler ve Aleviler tarafından göç almış. Önceleri Çeç-tepe olarak adlandırılan yerin anlamı Çerkezceden geliyor. ‘Çeç’ hasat sonrası tahıl yığını anlamını taşıyor. Bir dönem Çerkezköy de denilen Çeştepe, Cumhuriyet’in ilanından sonra şimdiki ismini alıyor. Mavi Köşe denilen sokaktan aşağıya doğru indiğinizde adeta sizi küçük bir Makedonya karşılıyor. Daha önce haber için sözleştiğimiz Efkan Özdemir ile Kardeşler Kıraathanesinde buluşuyoruz. Efkan Bey Çeştepe’de doğmuş ancak Makedonya ile olan bağlarını hiç koparmamış.



‘VATAN ÖZLEMİ AĞIR BASMIŞ’

Efkan Özdemir, Makedonların Aydın’a geliş nedenlerini “İlk göçmenler trenlerle buraya geldiler. Selanik’ten neredeyse üst üste yığılarak bindikleri tren ile yaklaşık bir haftalık yolculuk sonrası İstanbul Haydarpaşa Garına ulaşmışlar. Türkiye’ye yanlarına hiçbir şey almadan daha rahat ve huzurlu bir hayat sürmek için geliyor. Aydın’ı tercih etme nedenleri havasıyla suyuyla yeryüzünün en güzel yerlerinden biri olmasıdır. Burada nasıl bir manzarayla karşılaşacaklarını bilmedikleri halde ağır basan vatan özlemi ve Müslüman olmanın vermiş olduğu duygularla Türkiye’ye dönmek istemişler” diye anlattı.



 ‘ADNAN MENDERES’İN ÇİFTLİKLERİNDE ÇALIŞMIŞLAR’

İlk zamanların çok zor geçtiğini vurgulayan Özdemir, “Çeştepe’ye gelen Makedon göçmenleri rahmetli Adnan Menderes’in Çakırbeyli ve Cincin’de bulunan tarlalarında ırgatlık yaparak hayatlarını idame ettirmeye çalışmışlar. Zaman geçtikçe Aydın Tekstil ve demir yolunda çalışmaya başlamışlar.



‘MAKEDONLARA ÖNCE ‘GAVUR’ DEDİLER AMA ŞİMDİ BİR AYRIMCILIK YOK’

Biz Makedonlar buraya geldiğimizde Çeştepe’de Çerkezler vardı. İlk etapta bize ‘Gavur’ diye tepki gösterdiler. Bir süre sonra komşuluk ilişkileri güçlenince böyle bir ayrımcılık kalmadı. Burada Çerkez, Makedon Kürt, Alevi ayrımı yapılmaz. Kız alıp vermeler, düğünlerimiz, nişanlarımız, sünnet törenlerimiz, cenazelerimiz hep birlikte olur” ifadelerini kullandı.



‘BİZDE BİR LAF VARDIR: ‘SAKA NE KE KRFTA TEGLE’

Ana dillerini korumaya gayret gösterdiklerini belirten Özdemir ayrıca şunları söyledi, “Çok yaşlılarımız Türkçe’yi zor konuşur. Aile içinde Makedonca konuşuyoruz çünkü kendimizi daha rahat ifade edebiliyoruz. Buradaki insanlarda hala Makedonya özlemi var. Bizde bir laf vardır; ‘Saka ne ke krfta tegle’ yani istesen de istemesen de kan çekiyor’ Biz Türkiye ve Türkçe’yi çok seviyoruz ama kültürümüzü tarihimizi kaybetmemek için dilimizi de öğretmeye çalışıyoruz”



‘BİRARADA YAŞAYABİLMEMİZİN NEDENİ İŞÇİ SINIFINDAN OLMAMIZ’

“Bu çok kültürlülüğün bir arada hoşgörü içerisinde yaşamasının nedeni işçi kökenli sınıftan gelmeleridir “ diyen, Çeştepe’nin ilk Belediye Başkanı Ali Vardalı ise 1947 yılında Tikveş’te doğmuş. 11 yaşındayken Çeştepe’ye gelen Vardalı, “ Bu kadar karışık bir ortamda herkes kendi kültürünü icra edebildi. Makedon halkı uysal ve örf adetlerine bağlı bir halktır. Rahmetli annem hiç Türkçe konuşamıyordu. Sadece ekmek, su diyebiliyordu. Ama çocuklarımız okullarda sıkıntı çekmesin diye önce Türkçe öğrettik” diyerek konuştu.



‘SATRANÇ YUGOSLAVYA’DA SAVAŞ TAKTİĞİYDİ’

Kahvehanenin bir köşesinde satranç oynayanları izleyen Mustafa Demirkapı da 84 yaşında ve neredeyse hiç Türkçe bilmiyor. Koroşniça doğumlu Mustafa Amca 1957’de Çeştepe’ye gelmiş. Yugoslavya dağılmadan önce sosyalist rejim hakim iken iki yıl askerlik yaptığını belirten Mustafa Amca, askerdeyken çekilmiş fotoğrafını göstererek, askerlerin satranç bilmesinin bir zorunluluk olduğunu, satrancı savaş taktiklerini anlamanın en iyi yolu olarak gördüklerini söylüyor.



‘ADNAN MENDRES BİZE GAZOZ VE YEMEK GETİRİRDİ’

76 yaşında olan Nafiye Özdemir ise Makedonya’nın Negotino şehri Koroşniça Köyü’nde doğmuş. 14 yaşında Çeştepe’ye gelen Nafiye Teyze, ilk zamanlarda epey zorlansa da sonradan yavaş yavaş alışmaya başlamış. Nafiye Teyze şunları kaydediyor, “Makedonya’dan buraya kara trenle geldik. Nasıl bir hayvanı vagona katarsınız ya aynı öyle üst üste geldik. Ben Adnan Menderes’in çiftliğinde çapaya giderdim. Adnan Menderes bize gazoz ve yiyecek getirirdi. Türkçe  ‘su’ istemeyi bile bilmiyorduk. Bana okuma yazmayı oğlum öğretti. Çok ağladım Türkçe bilmediğim için. Mesela yemek yerken buranın yerlileri Türkçe konuşurlardı, anlamazdım. Aralarında güldüklerinde zannederdik ki bize gülüyorlar. Şimdi ben Suriyelileri çok iyi anlıyorum. Kürt, yerli, göçmen hepimiz aynıyız. İnsanın içinde olması lazım”

Özel Haber: Güllü Suh