AK Parti Efeler İlçe Başkanı Çağatay Gülaştı, Hz. Mevlâna'nın 746. Vuslat Yıldönümü (Şeb-i Arus) nedeniyle bir mesaj yayımladı.

AK Parti Efeler İlçe Başkanı Çağatay Gülaştı mesajında, “Zaman XIII yüzyıl, mekân Anadolu coğrafyası. Selçuklu devleti fethettiği toprakları karış karış imâr ederken bir gönül sultanı olan Mevlânâ’da Anadolu insanının gönlünü fethetmiştir. Aslında Horasan erenleri dediğimiz mutasavvıflar Anadolu topraklarının Türkleşmesi ve İslamlaşması yolunda büyük emek vermişlerdir. Toplum içinde hak, adalet, sevgi ve hoşgörü unsurları bu erenler vasıtasıyla yer etmiştir. Asıl adı Muhammed Celâleddin-i Rumî olan, Hz. Mevlânâ bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Belh’te dünyaya gözlerini açmıştır. Mevlânâ’nın “Pişme serüveni” baba ocağında başlar. İlk dini eğitimini babasından alan Mevlânâ daha sonra devrin birçok seçkin âliminden dersler almıştır. Bu anlamda Hz. Mevlânâ’nın çok ciddi bir medrese tahsili vardır”

Gülaştı, “Zâhiri ve tasavvufi eğitim sürecinde kendisine rehberlik eden yedi büyük isimden biri de Seyyid Burhâneddîn Tirmizî’dir. Tasavvufta önemli bir mertebe olan erbain çıkarma süreci Seyyid Burhâneddin Tirmizî’nin rehberliğinde gerçekleşmiştir. Üç kez üst üste çile (Kırk günlük halvet.) çıkarmıştır Hz. Mevlânâ. Belh’te başlayan irfanî yolculuk: aralarında Şam, Halep, Malatya, Karaman’ın da bulunduğu bu uzun yolculuk nihayet Konya’da son bulmuştur. Geçilen her durak Mevlânâ’nın ilim heybesini doldurdukça doldurmuştur. Bu seferde rastladıkları bir âlim babasının arkasında yürüyen bu küçük çocuğu ilimle dolu bir deryaya benzetmiştir. Mevlânâ artık girdiği her ortamda dikkatleri üzerine çekmektedir. Konya’da medresede talebeleri ile ders yapan bir âlim iken hayatında bir kırılma noktası yaşamıştır Mevlânâ. Tebrizli Şems ile karşılaşmaları… Şems ondaki aşk fitilini tutuşturmuş ve Mevlana eşsiz esereler ve şiirler yazmaya başlamıştır.

‘Hamdım, piştim, yandım’ Hz.Mevlâna”


“Mevlânâ devrinin büyük bir İslam âlimi, bir mutasavvıftır” diyen Çağatay Gülaştı, “ Derin bir ilim ve irfâna sahip çok mühim eserleri bizlere kazandırmıştır. Onun şiirleri, yazılı eserleri çağları aşarak değerinden hiçbir şey kaybetmeden günümüze ulaşmıştır. Batı dünyasında eserleri hâlâ ilgiyle takip edilmektedir. Onun Belh’ten çıkıp Konya’ya gelmesi ilim ve irfânın Anadolu topraklarına yayılması açısından büyük bir nimettir. Vefatından sonra oğlu tarafından Mevlevîlik kurumsallaşmış Sema ayini de Mevlânâ ve bu günkü Mevleviler için bir zikir törenidir ve ibadet özelliği taşır. Bize düşen böylesi bir âlimi doğru bir biçimde içselleştirmektir. Mevlânâ’yı da Mevleviliği de özünden koparmak ve sığ bir bakış açısıyla içini boşaltmak büyük bir vefasızlıktır. Bakınız Hz. Mevlânâ kendisini bize nasıl tanıtıyor ve bu tür yanlış yorumları nasıl şikayet ediyor. Ben sağ olduğum müddetçe Kur’an’ın bendesiyim. Ben seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım. Eğer birisi benden bundan başka söz naklederse. Ben ondan da bîzârım o sözden de bîzârım. Bu bağlamda Şeb-i Arus yani Hakk’a kavuşmayı düğün gecesi olarak adlandıran, ünü Türkiye sınırlarını aşmış büyük mutasavvıf, Hz. Mevlânâ’yı derinden tefekkür etmeli, okumalı ve ona yakışan bir üslupta ele almalıyız. Can kuşunu dünya kafesinden azâd edeli 746 yıl geçmiş olmasına rağmen Hz. Mevlânâ’nın öğretileri hâlâ yolumuza ışık tutmaktadır”

Haber Merkezi