Dünya Sağlık Örgütü ve TÜİK’in yaptığı araştırmaların verileri korkunç sonucu gözler önüne serdi. Dünya üzerinde her 40 saniyede bir kişi canına kıyıyor, her 3 saniyede bir kişi ise buna teşebbüs ediyor. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre Müslüman ülkeler arasında intihar oranı en yüksek ülke olarak 1. sırada olan Türkiye, Akdeniz Havzası içinde yer alan ülkeler arasında da 4. sırada yer aldı. Bu korkunç sonuç üzerine ülkemizde ki bilim adamları ve devlet yetkilileri toplumu intihar konusunda bilinçlendirme çalışmalarına başladı. Son günlerde Aydın’da artan intihar vakalarından dolayı Efeler Belediyesi tarafından intihar sebeplerinin araştırılması amacıyla ‘’İntihar Çalışma Grubu’’ oluşturuldu.

Türkiye özelinde yapılan araştırma sonuçlarına göre Aydın Türkiye’de ki büyükşehir statüsündeki 30 il arasında intihar vakalarında 1. sırada bulunuyor. Efeler Belediyesi tarafından Milli Aydın Bankası’nda ‘’İntiharı Önlemeyi Konuşuyoruz’’ başlıklı bir panel gerçekleşti. Moderatörlüğünü ATO Sağlık Müdürlüğü Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Eralp Atay’ın yaptığı panele ADÜ – Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Kayhan Delibaş, KOÇ Üniversitesi – Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mehmet Eskin, ve eski T.T.B. Genel Sekreteri Prof. Dr. Sezai Berber konuşmacı olarak katıldılar.


“Kırsalda intihar, şehirden fazla”


İntihar çeşitleri ve sebepleri hakkında genel başlıklara değinen ADÜ – Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Kayhan Delibaş konuşmasında ‘’Bencil, Elcil ve Anomik olarak ayırdığımız bir konu intihar. Bencil, egoist bir yaklaşımla toplumdan kopma sonucu yalnızlaşma üzerine intihara sürüklenen bireyleri ele aldığımızda bunların gelenek görenek, sıkı ve geniş aile bağlarının artık eskisi kadar önemli olmamaya başladığı zamanlarda yaşandığını görüyoruz. Elcilde ise sadece toplumdan kopma görmüyoruz kendini topluma ve hayat bağlı görse de yalnız kaldığını düşünen bireylerde intihar edebiliyor. Anomik intihar dediğimiz tür ise toplumun birbiriyle olan ilişkisinden ziyade bağlı olduğu din, devlet gibi bir araya getirici ortak unsurlarında yaşanan sosyal ve ya ekonomik kuralsızlıkların sonu olarak intihar görüyoruz. İntihar Platon dönemine kadar giden ve yapılan son çalışmalarla birlikte bugün Dünya üzerinde belirsizlik ve güvensizlik, umutsuzluk ve gelecek kaygısı, kırsal yoksulluklar başlıklarıyla kendi içinde sosyolojik olarak ayrılan bir kendi canına kıyma girişimidir. Aydın’da da tüm bu başlıklarda belirtiler sebeplerden ötürü intiharlar oldukça sıklaşmış ve hatta yüzde 61’lik kentsel nüfusa oranla yüzde 39’luk kırsal nüfusta daha fazla görülmeye başlanmıştır’’ diyerek Aydın’da intihar vakalarını sosyolojik olarak değerlendirdi.

“Suçlu Herkes Olabilir”


Klinik psikoloji alanında çalışmalar yapan ve daha önce de Türk Tabipler Birliği Genel Sekreterliği görevinde bulunan Prof. Dr. Sezai Berber, son 10 yılda ülkede yaşanan siyasal olaylar üzerine anomik intihara bir anlam verebildiğini belirtti. Ülke genelinde ciddi bir ötekileştirme olduğunun altını çizen Berber; “Ülkemizin yarısı şu an terör örgütüyle bağlantısı olduğu iddiasıyla yüz yüze, ben ve bazı çalışma arkadaşlarımda bu süreçleri yaşadık. Maalesef ülkemizde çok ciddi bir ötekileştirme, düzensizlik ve kuralsızlık hâkim olmuş. Kanunlara, anayasaya, dini değerlere, geleneklere ne kadar uyulduğunu söyleyebiliriz? Bugün ülkenin yarısına terörist deniyor. Bizde T.T.B. bireyleri olarak bu süreci yaşadık. Bu bizde güven eksikliği yarattı. Şu an bizim ülkemizde de durum maalesef böyle. Ülkemizde bir birlik, beraberlik, yönetime güven var diyebilir miyiz? Ötekileştirmeyi bırakmamız ve birlik olarak bu intiharların henüz gerçekleşmeden önlemini almaya başlamalıyız. Özellikle genç çocuk intiharlarında suçlu arıyoruz. Aile içinde anne babayı, baba ise anneyi suçluyor, bu sebeple boşanmalara şahit oluyoruz. Hemen bir suçlu aramak yerine intihara giden süreci değerlendirmeli önceden sezinlemeliyiz. Suçlu aileden biri olmak zorunda değil. Doktoru, hemşiresi, yöneticisi, ülke ekonomisi, toplumu her şey ve ya herkes sebep olabilir. Önemli olan intiharı toplum ruh sağlığı merkezleri ile de destekleyerek önleyebilmek” dedi.


İntihar Dilimiz Yok


Eski bir ADÜ öğretim görevlisi de olan Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Eskin yaptığı değerlendirmede toplumun bilinçlendirilmesi ve ortak bir intihar dili geliştirilmesi gerektiğini söyledi. İntiharın gerçekleşmesine fırsat vermeden önlenebilmesi için çalışılması gerektiğine vurgu yapan Eskin; “İstatistikler beklenenin aksine intiharın kesinlikle yasak ve günah olarak algılandığı din ve kültürlerde daha yaygın olduğunu gösteriyor. Buna en büyük örnek Türkiye, şu an Müslüman ülkeler arasında 4. sırada yer alıyor. Katolik Hristiyan ve Müslümanlarda zorlama ve baskı ile birlikte asıl amacı huzur ve yaşama bağlılık vermesi gereken din yanlış yönetimlerle insanlar üzerinde baskı unsuruna dönüşüyor ve asıl amacından uzaklaşarak kişide intihara sebebiyet veren bir unsura dönüşebiliyor. Dinde özgürlük alanı sağlanmadığı sürece yaşama bağlama etkisi azalıyor. Çok Müslüman diye tabir edilen Suudi Arabistan intiharda birinci sırada buna örnek verilebilir. En çok erkekler intihar ediyor, en çok kadınlar intihar etmek istiyor. Toplum olarak erkeklere yüklediğimiz görev çok fazla. Ekonomik ve sosyolojik olarak daha çok görevi olan erkek ilerleyen yaşlarda bunu kaldıramıyor, geleneğimizde erkeğin yardım istemesi alışılmadık bir şey olduğu içinde erkek birey çözümü intiharda buluyor. Erkeklerde yaş ortalaması 45-55’in üstüne çıksa da kadınlarımızda bu 15-25 yaş aralığında çünkü toplum olarak hayatları üzerinde tasarrufu onlara bırakmayarak onlarında yaşamasına izin vermiyoruz. Bir an önce ayrıştırmayı bırakmalı ve ortak bir dil geliştirerek intiharları girişimden önce fark edip, gizli yardım çığlıklarını duyup önlemeliyiz” dedi.

Haber: Nazife Çakıroğulları