AKP kuruluşunun ilk yıllarında itibaren İslamcı oylarla birlikte merkez sağın önemli bir bölümünü bünyesinde topladı ve bunu uzun süre korumayı başardı. Elbette AKP’nin ilk gelişinden sonra oyların yükselmesini sağlayan önemli etmenler arasında “Yolsuzluk ve yoksulluğun” önlenmesi fikri etkili oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu süreçteki en büyük üstünlüklerinden birisi de Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki seçmen oldu. Sol veya merkez solun sahiplenememe veya beyazlaşma politikaları ile bu iki bölgede seçmen AK Parti’yi kurtarıcı olarak gördü.

Uzun süre AK Parti’ye destek veren Kürt seçmen, süreç içerisinde bu noktadan uzaklaşma eğilimi gösterse de; yine de tamamen kopamadı.
Türkiye artık yeni bir döneme giriyor.

AK Parti içerisinden kopan ilk grup Ahmet Davutoğlu ile yola çıktı. Şimdi ise Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) ile Ali Babacan halka yapacaklarını anlatmaya başladı.
Babacan’ın biraz gecikmeli olarak ilan ettiği Kurucular Kurulu ile yola çıktı. DEVA Partisi’nin toplumda nasıl bir karşılık bulacağı sorusu şimdi yanıtını arayacak.
Babacan’ın öncelikli olarak Türkiye’de ekonomideki gelişmeler nedeniyle belirli bir avantaja sahip olduğunu düşünebilirsiniz. Yaptığı açıklamalarda, özellikle hukuk sistemi ve demokratik geleneklere vurulan darbeye dikkat çeken Babacan, parti içi ileri görüşlü bir sistemi de tüzüğüne yazdı.

Turgut Özal’ın yola çıktığında “Dört eğilimi bir araya getirme” anlayışını hatırlayanlar bilir. Ali Babacan’ın dört eğilimi bir araya getirebilecek bir potansiyelinin yanı sıra, partinin kurucular kuruluna baktığınızda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan daha fazla karşılık bulabileceğini düşünebilirsiniz.

Bir başka nokta ise Babacan AKP’nin de CHP gibi bünyesinde toplayamadığı merkezdeki gençlerden karşılık bulabileceği ihtimalidir.
“Kindar ve Dindar bir nesil” yerine daha yumuşak bir siyaset özlemi ile Babacan merkez sağa yakın olan yeni kitleyi ikna edebilir.
Bundan sonra il ve ilçelerdeki yapılanmalar bizlere bu oluşumların merkez sağın nasıl şekilleneceği konusunda fikir verecektir.
Özellikle Türkiye’de orta sınıfı yok eden mevcut iktidar sebebiyle yeni kurulan partilerde bir şekilde siyasete atılmak isteyen eski orta sınıfa da (esnaf, küçük tacir) rastlanabilir.
CHP etkilenir mi?
Merkez sağda AKP’nin erimesinden CHP’nin yerel seçimlerde ciddi biçimde yararlandığını hep birlikte yaşadık. Bundan sonraki gelişmeler, CHP’nin yerel seçimde olduğu gibi yararlanamayacağı görüşünü de bizlere düşündürüyor. Yerel seçimler sonrasında Başkanlardan beklediklerini bulamayan merkez sağ seçmenin tavır değiştirebileceği bir gerçek. Ancak, önümüzde yeni yerel seçimlere kadar önemli bir süre var. CHP’li Belediye Başkanlarının bu süreleri çok iyi biçimde değerlendirmeleri ve hata yapmamaları gerekiyor.