Yeni yıl ile birlikte yaşanan gelişmeleri yorumlamak hayli zor. Salgından sonraki sürecin nasıl olacağı konusunda en yetkin koltuklarda oturanların bile ciddi bir öngörüsü yok. Sadece ihtimaller üzerinden süreç değerlendiriliyor.
1 Haziran itibariyle ülkemizdeki koronavirüs mücadelesinde farklı bir dönemi yaşamaya başlayacağız. İzin verilen veya evden çalıştırılan kamu ve özel sektör çalışanlarının önemli bir bölümü işbaşı yapacak.
Toplu taşıma, binalarda sosyal mesafenin korunması gibi önemli sorunlar da beraberinde gelecek.
Geçen gün uğradığım bir kamu kurumundaki bir bölümde gördüğüm ortam, bunun öyle kolay olmayacağını gösterdi. Bir birimde önemli sayıda çalışanlar dar bir alanda ve tedbir kuralları neredeyse yok gibi çalışıyorlardı.
Bu önemli bir gerçeğimiz.
İkinci gerçeğimiz ise sürecin başında da belirttiğim gibi ekonomik durum. İşyerlerini açacak olan birçok insan birikmiş kiradan tutun, işe dönecek personelin paralarını nasıl ödeyeceği konusunda ne yapacağını bilmiyor.
Örneğin İzmir’de prestijli bir yerde bulunan ve herkesin çok yakından tanıdığı bir restoran üç ay içinde biriken 600 bin liralık kira borcunu nasıl ödeyeceğini bilmediğini bir yakın dostuna aktarmış.
Bu işyeri açıldığında da eskisi gibi çalışıp çalışmayacağını da tahmin edemiyor.
Bu örneklere baktığımızda “Haydi normal hayata dönüyoruz” demekle dönülmeyeceği çok aşikar.
Bundan sonraki zamanlarda sanıyorum insanların alışkanlıklarında da önemli değişiklikler olacak.
Günlük beslenme alışkanlığından alışverişe, tatilden diğer günlük aktivitelere kadar birçok konuda tüketicilerin farklı davranışlar sergileyebileceğini düşünüyorum.
İşte ülkeyi yönetenler başta olmak üzere yönetmek isteyenler, bu iddiada olanlar, yerel yöneticiler tüm bunları da planları içine almak zorunda.
Salgın süreci bazı alanlarda yeni düşünce ve çalışmaların ortaya konulmasını gerektirebilir.
Ve açıklamalarda kolaylıkla ifade edildiği gibi normalleşme öyle kolay ve hızlı olmayacak.