14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü sebebiyle, TEMA Vakfı Aydın İl Temsilcisi Mehmet Özdemir, basın açıklaması yayımladı. Yaptığı açıklamada, Türkiye’nin gerçek sahibinin ve efendisinin gerçek üretici olan köylüler ve çiftçiler olduğuna dikkat çeken Özdemir; “14 Mayıs 1946 tarihi ‘Uluslar Arası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun kuruluş yılıdır. Bu tarih ülkemizde ve bütün dünyada “Dünya Çiftçiler Günü” olarak kutlanmaktadır. Yoksulluk, kıtlık, açlıkla mücadelede, beslenme ve ülke ekonomisi açısından önemli bir yeri olan çiftçilerimiz, üretim ve kaliteye göre desteklenmeli, desteklerden alınan kesintiler kaldırılmalı, dengeli ve adil olacak şekilde, enerji, mazot, yem, kredi desteği verilmelidir. Üreticiden tüketiciye, aracısız; sertifikalı, denetimli ve kaliteli ürünün ulaşması sağlanmalıdır” ifadelerine yer verdi.


“Medeniyet ilerlemiştir”


Tarım faaliyetlerinin yapıldığı verimli tarım arazilerinin, meraların, ıslah edilmesi ve titizlikle korunması gerektiğini vurgulayan Özdemir; “Tarım arazileri hızla toplulaştırılmalı, miras yoluyla parçalanmasına izin verilmemelidir. Sulama sistemleri çağa uygun hale getirilmeli su kaybı önlenmelidir. Toprak, su, ve havanın kirlenmesi önlenmeli, kirleticilerin denetlenmesi, sahasında uzman çiftçi, meslek kuruluşları ve STK’lar tarafından yapılmalıdır. Toprak Koruma Kurulu Üyeleri’nin çoğunluğu sahasında uzman zirai kuruluşlar ve STK’lardan oluşmalıdır. Kurulun amacı, toprağı korumak, iyileştirmek, tarımsal üretimin arttırılmasını sağlamak yönünde olmalıdır. Eğimli araziler eş yükselti eğrilerine teraslamalı, teraslar arasında erozyonu önleyecek bitki şeritleri oluşturulmalıdır. Toprak paha biçilmez doğal varlığımızdır. Nerede verimli topraklar varsa orada medeniyet ilerlemiş, sanat, ekonomi, ticaret gelişmiş, insanlar barış içinde yaşamışlardır” dedi.

“Torunlarımızın emanetidir”


Toprakların tarımsal üretimde kalması, toprak, su ve havanın kirletilmemesi için titizlik gösterilmesi gerektiğini belirten Özdemir; “Verimli tarım topraklarını kirletecek ve havadaki nem, karbon, kükürt, bor vb. maddelerin oranını ve iklimi değiştirecek, canlı sağlığına zarar verecek, tarımsal üretimi, ekili ve dikili alanları olumsuz etkileyecek faaliyetlerden uzak durulmalıdır. Bilinmelidir ki, doğal varlıklarımız, canlı hayatının teminatı ve torunlarımızın emanetidir” dedi.

Haber: Uğur Eser