Her sabah gözlerimi açtığımda yaşayacak yeni bir gün olduğunu düşünmek, küçük- basit şeyleri eğlenceye dönüştürebilmek. Nefes aldığım ve sağlıklı olduğum için şükretmek, hayatımda beni mutlu eden insanların olması, herkese gülümseyerek bakmaktan keyif almak, nefret ve kin duygusundan uzak durma çabasın da olmak, harcadığım tüm çabalar için kendimle gurur duymak. Tek başımayken bile en sevdiğim en güzel giysilerimi giymek, her şeye çözüm bulunabilme ihtimalini hiç unutmamak. Ölümü kabul edip korkmamak, korkunun bana yapamayacağımı düşündürdüğü şeyleri yapabileceğime inanmayı seçmek. Zor anlarımda yardım istemeyi güçsüzlük görmemek, istediğim bir şeyi her hangi birine zarar vermeden elde etme yolunu seçmek kendime güven duymak, fotoğraf çekmek, resim yapmak, gösterişten uzak durmak, iyi niyetli olmayı seçmek. Engellere takılmamak geride bırakmak, hayatta hiçbir şeyden emin olmamak, fikrimi sormayan insanlara zorla fikrimi söylemeye çalışmamak, gözümü açtığım an gülümsemek, insanları takdir etmeyi güzel şeyler söylemeyi gurur meselesi yapmamak ve her şeyi çözmek için uğraşmamak.
Mevlana’nın söylediği gibi;
‘Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş, rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.’
Aşırılıktan uzak durmayı seçmek, başkalarıyla iş birliği yapmak, bir dağ olmak yerine ova olmayı seçmek. Aramak istediğim birisi varsa o beni arasın diye beklememek, saygı ve ahlaki sınırları aşmamak. En büyük düşmanının ego olduğunu unutmamak, hayatı olması gerektiği gibi değil de olduğu gibi kabul etmeyi deneyimlerle öğrenmek. Sevginin sadece bir his olmadığını sözler ve hareketlerle ifade edildiğinin farkında olmak. Güneşi yıldızları sevmek, zorla huzur veremeyeceğimi fakat huzur dolu olabileceğimin farkına varmak. Sessizliğin kalbimi ve zihnimi sakinleştirdiğini bilmek, yoga bilinciyle yaşlanmak, bir otomobil de seyahat ederken uçsuz bucaksız gökyüzüne bakarak huzur bulmak, gün doğarken kalkarak sessizlikte oturmak, az konuşup dikkatle dinlemek, düşündüğüm gibi olmak. Mesleğimi çok ama çok sevmek, kendime inanmaya cüret etmek, eli kalbinde olmayanlardan uzak durmak… Benim için yaşamak bu.
Ben, bir ağacın en çok güneş ışığı alan yerindeki en çiçekli dallarından biri olmayı seçiyorum kendime. Ağacın diğer dallarını ve çiçeklerini seçen herkese de selam olsun diyorum…