Toplum olarak büyük bir sınav ve mücadelenin içindeyiz. En birinci görevimiz sağlığımızı korumak elbet. Sağlığın yitirildiği süreçlerde hiçbir şeyin öneminin kalmadığını yaşayanlar bilir. Ancak insanoğlunun hırsları zaman zaman yaşananları bile unutturuyor. Gözünü hırs bürüyen insanlardan Tanrı hepimizi korusun.
Koronavirüs salgınını ciddiye almaya başladığımızdan beri gelişmeleri yakından izlemeye çalışıyoruz. Bu virüsün ne zaman kesin olarak bizlerin yakasından düşeceğini henüz öngöremiyoruz.
Bu durum sosyolojik olarak tüm dünyada irdeleniyor. Ancak bu virüsün mücadelesi sürecinde yaşadıklarımızı zaman zaman anlamlandıramıyoruz. İşte o noktalardan birisi de belediyelerin halka yardım etmesi süreci.
CHP’nin yerel yönetimlerde iktidar olmasının ardından, iktidarın muhalefeti bu alanlarda boğma isteğini hepimiz biliyoruz.
Bir yıldır CHP’nin özellikle Ankara ve İstanbul’da vereceği veya verdiği hizmetlerin önü kesilmeye çalışılıyor. Son alarak belediyeler evlerine kapanmaz zorunda kalan ve zora düşen yoksul ailelere başlattığı yardım kampanyasına halkı davet etti.
Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bu davete halkın gösterdiği ilgi, iktidarı sanırım hayli rahatsız etti. Çünkü; özellikle Ankara’da Başkan Mansur Yavaş’ın attığı hızlı ve doğru adımlar halkta büyük karşılık buldu.
Anlayacağınız CHP’li belediyeler büyük ölçüde doğru işler yaptılar bu kriz döneminde. Bazı başkanlar medyaya çıkma çabasıyla abuk subuk işler yapsalar da özellikle Büyükşehir belediye başkanlarının attığı adımlar halkın takdirini gördü. CHP’nin belediyelerdeki yardım kampanyaları sonunda iktidar tarafından “Güç ve yetki bizde” diyerek durduruldu. Halk çaresiz. Gözler bundan sonra atılacak adımlarda.
Yerelden gelip yerelden gitmek..
“Salgından siyasi çıkar sağlamakla” CHP yönetimince suçlanan AKP iktidarı bildiğiniz gibi yerel iktidardan doğdu. İstanbul belediye başkanlığı seçimlerini diğer partiler birbirinin gözünü oyarken kazanan Tayyip Erdoğan, daha sonra genel iktidarın da ilk adımını atmış oldu.
Şimdi süreç tersine döndü. Neredeyse tüm büyükşehirlerde iktidarı kaybettiler. İçlerinden son olarak iki ayrı parti üreten AKP’nin önümüzdeki sürecini kimse kestiremiyor. Ancak bu iktidarı yeniden kolaylıkla alamayacakları anketlere yansımaya başladı bile.
Ekonomide, toplumsal alanda, hukukta, eğitimde, sağlıkta içerik üretmek yerine inşaat üretmeyi hedef alanlar, karşılarına çıkan güçlükler konusunda da kolay adım atamıyor.
Salgının başladığı ilk günden beri alınması gereken önlemleri, mesele zorlaştıkça yapıyorlar. Oysa dünyadaki süreç bu konuda bizden önce başladı. O örneklerden bile çıkarımda bulunmak konusunda iktidar zorlanıyor.
CHP’nin yerel yönetim kozu bu salgın sürecinde partinin ilerisi için de çok önemli gelişmeleri sağlayabilir. Yerelde yapılan hızlı ve doğru işler bu iktidarı açıkça korkuttu.
Bu korku halka yapılacak yardımları bile engelledi. Burada muhalefetin yapacağı en önemli şey ise sadece doğruları yapmak.
Ne demiş atalarımız “Siz doğruyu yapın, eğri belasını bulur” diye. Doğru söze ne demeli…